Bu web sitesinin daha az veri kullanan yalnızca metin sürümünü görüntülüyorsunuz. Tüm görsel ve videoları içeren ana sürümü görüntüleyin.
Mustafa Sarıgül: Partiler, polemikler, soruşturmalar ve yerelden ulusal siyasete uzanan kariyer
- Yazan, BBC Türkçe
- Bildirdiği yer, İstanbul
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 10 dk
Bağımsız milletvekili Mustafa Sarıgül,1980'lerden bu yana gazetelerin manşetlerinde yer almayı başarmış bir siyasetçi.
Son yıllarda ise sosyal medyada da popülerlik kazandı.
Sarıgül bugünlerde yeniden gündemde.
Onu bu kez gündemin üst sıralarına yerleştiren ise kendisi ve aile üyeleriyle ilgili de çeşitli iddialar içeren bir kara para aklama soruşturması.
Sarıgül suçlamaları reddediyor.
Soruşturmanın siyasi etkilerinin ne olacağı ise sürecin ilerleyen aşamalarında netleşecek.
Sarıgül'ün dünden bugüne siyasi geçmişinin ve çizgisini inceledik.
Gençlik yıllarında siyasete giriş
Mustafa Sarıgül 1956'da Erzincan'ın İliç ilçesine bağlı Güngören köyünde doğdu.
Küçük yaşlarda ailesiyle İstanbul'a taşınıp eğitimine Şişli ilçesinde devam etti.
İlerleyen hayatında Şişli ve Erzincan, siyasi kariyeri açısından çok kritik yerler olacaktı.
Zincirlikuyu Yapı Teknik Lisesi'nde okudu ve ardından Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nden mezun oldu.
TBMM'deki biyografisinde; yönetici ve iş insanı yanında öğretmen sıfatı da bulunuyor.
Üniversiteden sonra Kağıthane Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İETT Genel Müdürlüğü'nde çalıştı.
Daha sonra ticari hayata girdi.
Öldürülen CHP milletvekilinin damadı
Gençlik yılları aynı zamanda siyasetle ilk tanıştığı yıllardı.
1970'lerin ortalarında CHP gençlik kollarında çalışmaya başladı.
Şişli ilçe örgütü, siyasi yaşamında hep önemli oldu.
4 Eylül 1978 tarihli Milliyet gazetesinin haberine göre bir gün önce CHP Şişli ilçe başkanlığına yönelik bombalı saldırıda üç kişi yaralanmıştı ve onlardan biri de ilçe gençlik kolu başkanı Sarıgül'dü.
Sarıgül, ilk evliliğini Gülsüm Hülya Köksaloğlu ile yaptı.
Kendisi, dönemin CHP İstanbul Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu'nun kızıydı.
CHP'li siyasetçi, 1980 yılında ülkücü çizgideki saldırganlar tarafından işyerine düzenlenen saldırıda öldürüldü.
1981 yılında Emir Sarıgül doğdu, birkaç yıl sonra ise annesi kanser nedeniyle öldü.
TBMM'de önerge ve teklifleriyle dikkat çeken milletvekili
1987 yılında Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) milletvekili olarak meclise girdi Sarıgül.
Yemin için kürsüye çıktığında, meclisteki en genç milletvekiliydi.
O dönem CHP'nin önemli isimlerinden ve partinin sol kanadına karşı kampanya başlatacak Ali Topuz'la yakın bir ilişkisi vardı.
Milletvekilliği döneminde çok fazla önerge ve teklif vermesiyle dikkat çekti.
Basına en çok yansıyan konulardan biri, Sarıgül'ün yeni evlenecek çiftlere 7,5 milyon TL'lik kredi verilmesi teklifiydi.
O dönemdeki haberlere göre Sarıgül'e yurdun dört bir yanından "Evlendir bizi Mustafa" mektupları gelmeye başladı.
SHP'deki liderlik yarışında Erdal İnönü'nün karşısında, Deniz Baykal'ın yanında durdu.
İlk ihraç ve ticari yaşam
1991 seçimlerinde de aday oldu ancak seçilemedi.
Seçimlerden sonra Milliyet gazetesinde çıkan bir haberde, Sarıgül'ün ticari işlerine döndüğü, ekmek ve pasta fırını işletmeciliği ile otomobil bayiliği yaptığı yazıyordu.
Partiyle bağını kesmedi ancak 1992'de Şişli İlçe Kongresi'nde çıkan olaylarda bir partilinin gözü kör oldu ve Sarıgül, olaylardaki rolü nedeniyle ihraç istemiyle disipline sevk edilince, sonucunu beklemeden partiden ayrıldı.
Aylin Kotil'le evlilik
Sarıgül 1993 yılında Aylin Kotil ile evlendi.
Kendisi, 1970'lerin sonunda CHP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Aytekin Kotil'in yeğeniydi.
Çiftin nikah şahitleri de siyasetçilerdi; Onur Kumbaracıbaşı ve Murat Karayalçın.
Bu evlilikten Ömer Sarıgül dünyaya geldi.
Kotil, yıllarca Sarıgül'ün siyasi anlamda da önemli bir destekçisi olacaktı.
Popülerliğin başladığı ve yayıldığı yer: Şişli
SHP içinde İnönü'ye karşı yanında hareket ettiği Baykal'la zamanla yolları ayrıldı Sarıgül'ün.
O da Bülent Ecevit liderliğindeki Demokratik Sol Parti'ye (DSP) geçti.
Bu dönemde Hüsamettin Özkan ile yakın ilişki kurdu.
1994 seçimlerinde DSP'den Şişli Belediye Başkan Adayı oldu.
SHP ise bir önceki belediye başkanı, oyuncu Fatma Girik'i yeniden aday göstermişti. Ayrıca yeni kurulan CHP de aday çıkarmıştı.
Sonuç, az bir oy farkıyla, daha sonra hakkında yolsuzluk suçlamaları gündeme gelen ve bu suçlamaları reddederek Türkiye'den ayrılacak olan Anavatan Partili (ANAP) Gülay Atığ'nın seçilmesi oldu.
1999'da bir kez daha aday olduğunda ise kazandı Sarıgül.
Böylece 15 yıl sürecek Şişli Belediye Başkanlığı dönemi başladı.
Bu yıllarda sürekli yeni projelerle genç ve dinamik bir belediye başkanı görüntüsü çizdi.
Medyanın ilgi odağı oldu.
Yaptığı çalışmaları anlatmak için "Şişli modeli" kavramını kullananlar oldu.
Yüz yüze iletişime önem verdi.
Cenazelerde, düğünlerde, camilerde, sokaklarda seçmenle birebir iletişim kurdu.
Hatta bu dönemde kendisine "Düğün evinin tefçisi, ölü evinin yasçısı" lakabı verildi.
Belediyenin bazı imkanlarını Türkiye'nin farklı yerlerinde de kullanarak imajını güçlendirdi.
Örneğin cenaze araçlarını ya da yardım konvoylarını Türkiye'nin dört bir yanına gönderiyor, Anıtkabir'e binlerce çocuk ya da vatandaş belediye otobüsleriyle taşınıyordu.
Bu yıllarda popülerliği Türkiye sınırlarına yayıldı.
Destekçileri tarafından halkla yakın ilişki kuran bir siyasetçi olarak tanımlanırken, onu eleştirenler ise popülizmle suçladı.
Partiden partiye
Kritik siyasetçiler kadar kritik iş çevreleriyle de iyi ilişkiler kurdu Sarıgül.
Siyasi kariyeri boyunca farklı partilerde görev aldı.
2001'de DSP'nin yaşadığı krize karşı İsmail Cem, Hüsamettin Özkan ve Kemal Derviş'in öncülüğünde Yeni Türkiye Partisi'nin (YTP) kuruluş çalışmaları başladı.
2002'de YTP kuruldu ve Sarıgül, partiye destek verdi.
Ancak parti projesi kısa sürede başarısız olunca Sarıgül de kısa süre sonra CHP'ye geçti.
Baykal'la yarıştığı kavgalı kurultay
Geçmişte birbirini suçlayan Sarıgül ve Baykal, rozet takma töreni sırasında bu kez birbirini övdü.
Baykal, 11 Aralık 2002 tarihli CHP Grup Toplantısı'nda, bizzat parti rozetini taktığı Sarıgül'ü, "Kendine özgü, tarzı olan bir belediye başkanı. Çok dinamik, alev topu gibi kabına sığmayan, pırıl pırıl, çok sevilen bir belediye başkanı" sözleriyle sundu.
2004 yerel seçimlerinde yaklaşık yüzde 67 oy ile yeniden Şişli Belediye Başkanı seçildi.
Aynı seçimde CHP ise ülke çapında bir sıçrama gösterememişti.
Bu atmosferde parti içinde muhalefet bayrağını yükseltti.
Şehir şehir gezdi, meydanlarda konuştu.
Baykal ise bunun karşısında, iki yıl önce "pırıl pırıl" diye tanıttığı Sarıgül'ü, "kirli işler içinde olmak, hatta rüşveti Şişli'ye ve partiye bulaştırmakla" suçladı.
Sarıgül ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na (YDK) sevk edildi.
Ancak YDK ihraç istemini reddetti.
Baykal, bu sefer de Sarıgül'ü bazı YDK üyelerine rüşvet teklif etmekle suçlayıp, olağanüstü kurultay kararı aldı.
Zülfü Livaneli ve Hurşit Güneş yeterli delege imzasına ulaşamazken kongrede aday olarak Baykal ve Sarıgül karşı karşıya geldi.
Baykal, uzun konuşmasını ağırlıklı olarak Sarıgül hakkındaki yolsuzluk iddiaları üzerine kurmuştu.
CHP lideri yüklendikçe, Sarıgül oturduğu yerden yanıt veriyordu
Baykal kendisine, "Otur oturduğun yerde senin gırtlağın yetmez" sözleriyle tepki gösteriyordu.
Ortam gerildi, yumruklar konuştu, sandalyeler havada uçuştu.
Dönemin Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Sarıgül'den yediği yumruk nedeniyle hastanelik oldu.
Kurultayın sonunda Deniz Baykal 674 oyla (Yüzde 59,44) genel başkan seçildi, Sarıgül ise 460 (Yüzde 40,56) gibi önemli bir oy aldı.
Kurultayda yeni seçilen YDK üyelerinin oybirliğiyle partiden ihraç edildi Sarıgül.
Bir süre bağımsız kalması ardından 2008'de yeniden DSP'ye döndü.
Dağa taşa 'Çare Sarıgül'
Bir yıl sonra ise DSP'den ayrılıp Türkiye Değişim Hareketi'ni (TDH) kurdu.
Bu süreçte de Şişli Belediye Başkanıydı.
Hareketin kullandığı "Çare Sarıgül" sloganı o günlerde dikkat çekiyordu.
TDH destekçileri, Türkiye'nin dört bir yanında duvarlara, yol kenarlarına hatta taşlara bu yazıları yazdı.
Sarıgül, bir mülakatında bunu şöyle açıklıyordu:
"TDH olarak 72 ilde gençlik kolları başkanlarımız var. Her ayın ilk çarşambası, gece saat 22:00 ile 04:00 arası yazıya çıkarlar. O yazıya çıkmayan gençlik kolları başkanı ile çalışmam mümkün değil. Çünkü Sarıgül'ün hayatı, 'Halkçı Ecevit' yazmakla geçti, 'Kahrolsun faşizm' yazmakla geçti."
CHP'ye 'afla' dönüş ve İBB adaylığı
2013'te yeniden CHP'ye döndü Sarıgül.
Parti tüzüğünün gereği olan resmi prosedür, Sarıgül'ün 2 Kasım 2013'te verdiği "af" dilekçesinin Parti Meclisi'nde kabulüyle tamamlandı.
Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aynı gün Ankara'ya gelen Sarıgül'le kahvaltıda buluştu ve resmen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adaylığını teklif etti.
Sarıgül 30 Mart 2014'te yapılan yerel seçimlerde İBB adayı oldu, Adalet ve Kalkınma Partili (AKP) Kadir Topbaş'a karşı iddialı bir kampanya yürüttü ancak yaklaşık yüzde yedi puan farkla seçimi kaybetti.
Şişli'de Sarıgül-İnönü gerilimi
2014'teki yerel seçim sürecinde, kulislerde, Mustafa Sarıgül'ün oğlu Emir'i Şişli'de yerine belediye başkan adayı yapmak istediği konuşuluyordu.
Ancak, iddialara göre "babadan oğul devir" görüntüsünün parti içinde ve kamuoyunda tepkiye yol açacağı gerekçesiyle Emir Sarıgül belediye meclis üyesi oldu, başkan adayı da İnönü ailesinden Hayri İnönü aday gösterildi ve seçildi.
Seçimlerden kısa süre sonra ise İnönü ile Sarıgüller arasında mahkemeye yansıyan "tehdit ve küfür" iddiaları ortaya çıktı.
Kavganın nedeninin ise İnönü'nün "emanet başkanlık" rolünü kabul etmemesinden kaynaklandığı öne sürüldü.
İddiaya göre "Seçimlerden sonra İnönü'nün hastalanarak, belediye başkanlığından ayrılması yönünde bir anlaşma sağlanmıştı".
Ancak seçimlerden sonra İnönü istifa etmeyince belediye meclis üyesi ve başkanvekili olan Emir Sarıgül'ün, İnönü'yü tehdit ettiği iddiası kamuoyuna yansıdı.
Sarıgül suçlamaları reddetse de, yaşanan iç tartışmanın ardından belediye başkanvekilliği görevinden istifa etti.
2015 ve 2019'daki seçimlerde kazanamadı
Mustafa Sarıgül, İBB yarışını kaybedince, şansını bu kez parlamentoda denemek istedi.
7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde İstanbul 2. bölgeden aday olarak yarıştı ancak seçilemedi.
CHP'den istifa edip 2019 seçimlerinde bir kez daha DSP'den Şişli Belediye Başkan Adayı oldu. Yine seçilemedi. Yaklaşık yüzde 29 oyda kalırken, CHP adayı Muammer Keskin ise yaklaşık yüzde 49 oyla birinci oldu.
Keskin ve daha önceki dönem belediye başkanı Hayri İnönü, Sarıgül'ün belediye başkanı olduğu dönemde Şişli Belediyesi'ne ait yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki taşınmazların, Sarıgül'ün mütevelli heyeti arasında yer aldığı İstanbul Şişli Vakfı bünyesindeki İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulu'na 1 TL bedelle devredildiği iddiasıyla konuyu yargıya taşıdı.
Sarıgül iddiayı reddetti, yargıdan ise belediye lehine kararlar geldi.
TDP ve sosyal medya fenomenliği
2020 yılında logosunda iki kalp işareti bulunan Türkiye Değişim Partisi'ni kurdu Sarıgül.
"Biz sağ veya sol parti değiliz" diyordu.
CHP'yi bölme suçlamalarına ise bir mülakatında "Biz CHP'yi bölmüyoruz, olmayan bir şeyi nasıl böleceksiniz?" yanıtını veriyordu.
Erzincan'dan milletvekilliği
2023'te yine bir hamle yaptı ve CHP listelerinden seçime katıldı.
Erzincan milletvekili seçildi.
AKP'nin güçlü olduğu bir kentte oy toplamasıyla ilgi çekti.
Seçimlerden sonra TDP, CHP'ye katılarak kendini feshetti.
Erzincan Milletvekili olarak Sarıgül 2026'da ise Özgür Özel liderliğindeki Yeni Parti'nin kurucuları arasında yer aldı.
Soruşturma süreci bir yol ayrımı olur mu?
Sarıgül ve ailesi, Ekim ayında, kara para aklama soruşturması kapsamındaki iddialarla karşı karşıya kaldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada Sarıgül'ün oğulları Emir ve Ömer ile 2008'de boşandığı eski eşi Aylin Kotil dahil 19 kişi tutuklandı.
Başsavcılık, Türkiye içinde ve dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklanmasına yönelik işlemler gerçekleştirildiği iddiasını araştırdığını açıkladı.
Aynı soruşturmada milletvekili dokunulmazlığı olan Sarıgül hakkında da iddialar olduğu, bunların "ayrı değerlendirilmek üzere" Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği açıklandı.
İddiaları reddeden Sarıgül, soruşturma tamamlanıncaya kadar Yeni Parti'den ayrıldığını duyurdu.
Soruşturmadaki gizlilik kararı ve Sarıgül'le ilgili iddiaların ayrılıp Ankara'ya gönderilmesi nedeniyle kamuoyu, şimdilik suçlamaları derinlemesine bilmiyor.
Şimdi bu hukuki sürecin, Sarıgül'ün siyasi geleceğini nasıl etkileyeceği merak konusu.